<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dedegi.Com &#187; Psikolojik Yargılama</title>
	<atom:link href="http://www.dedegi.com/category/egitim/psikolojik-yargilama/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dedegi.com</link>
	<description>bilgi,paylaşım,tanıtım,dağıtım</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 May 2011 21:11:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
<link rel="http://api.friendfeed.com/2008/03#sup" xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" type="application/json" href="http://friendfeed.com/api/public-sup.json#5a82459fa2"/>		<item>
		<title>PSİKOLOJİK YARGILAMA</title>
		<link>http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/</link>
		<comments>http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2009 13:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[bir psikoloğun özeleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dedegi.com/?p=1871</guid>
		<description><![CDATA[(Bir Psikoloğun Özeleştirisi) Kaliforniya&#8217;da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi&#8217;nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestirde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu genç bayanın şu özelliklerinin farkına varmıştım: Her şeyden önce çok güzel bir kızdı; &#8230; <a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/psikolog/" rel="attachment wp-att-1874"><img class="dtse-img dtse-post-1871" src="http://www.dedegi.com/wp-content/uploads/2009/08/psikolog.jpg" alt="psikolog" title="psikolog" width="48" height="48" class="alignleft size-full wp-image-1874" /></a><a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/sally/" rel="attachment wp-att-1875"><img class="dtse-img dtse-post-1871" src="http://www.dedegi.com/wp-content/uploads/2009/08/sally.jpg" alt="sally" title="sally" width="48" height="48" class="alignleft size-full wp-image-1875" /></a><a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/frank/" rel="attachment wp-att-1878"><img class="dtse-img dtse-post-1871" src="http://www.dedegi.com/wp-content/uploads/2009/08/frank.jpg" alt="frank" title="frank" width="48" height="48" class="alignleft size-full wp-image-1878" /></a><a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/armut/" rel="attachment wp-att-1881"><img class="dtse-img dtse-post-1871" src="http://www.dedegi.com/wp-content/uploads/2009/08/armut.jpg" alt="armut" title="armut" width="77" height="91" class="aligncenter size-full wp-image-1881" /></a><a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/ayi1/" rel="attachment wp-att-1887"><img class="dtse-img dtse-post-1871" src="http://www.dedegi.com/wp-content/uploads/2009/08/ayi1.jpg" alt="ayi1" title="ayi1" width="98" height="85" class="alignleft size-full wp-image-1887" /></a><br />
<a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/baba-2/" rel="attachment wp-att-1890"><img class="dtse-img dtse-post-1871" src="http://www.dedegi.com/wp-content/uploads/2009/08/baba.jpg" alt="baba" title="baba" width="48" height="48" class="alignleft size-full wp-image-1890" /></a><a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/brian/" rel="attachment wp-att-1891"><img class="dtse-img dtse-post-1871" src="http://www.dedegi.com/wp-content/uploads/2009/08/brian.jpg" alt="brian" title="brian" width="48" height="48" class="alignleft size-full wp-image-1891" /></a><a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/cocuklar/" rel="attachment wp-att-1892"><img class="dtse-img dtse-post-1871" src="http://www.dedegi.com/wp-content/uploads/2009/08/cocuklar.jpg" alt="cocuklar" title="cocuklar" width="48" height="48" class="alignleft size-full wp-image-1892" /></a><a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/goz-goze/" rel="attachment wp-att-1893"><img class="dtse-img dtse-post-1871" src="http://www.dedegi.com/wp-content/uploads/2009/08/goz-goze.jpg" alt="goz-goze" title="goz-goze" width="95" height="80" class="alignleft size-full wp-image-1893" /></a><a href="http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/can-canlarimiz/" rel="attachment wp-att-1894"><img class="dtse-img dtse-post-1871" src="http://www.dedegi.com/wp-content/uploads/2009/08/can-canlarimiz.jpg" alt="can-canlarimiz" title="can-canlarimiz" width="102" height="85" class="alignleft size-full wp-image-1894" /></a></p>
<p><strong> (Bir Psikoloğun Özeleştirisi)</p>
<p>Kaliforniya&#8217;da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi&#8217;nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestirde benim iki dersimi<br />
alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu genç bayanın şu özelliklerinin farkına varmıştım: Her şeyden önce çok güzel<br />
bir kızdı; gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu. İkinci olarak çok iyi bir<br />
öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o<br />
alıyordu. Ayrıca, çok hanımefendi, çok nezih bir kişiliği vardı. </p>
<p>Bölümün bir pikniğinde kız öğrencimin nişanlısıyla tanıştım ve<br />
itiraf edeyim, ilk aklımdan geçen, &#8216;Armudun iyisini ayılar yer&#8217; düşüncesi oldu. Yukarıda özelliklerini saydığım o güzel kızın bana<br />
tanıştırdığı erkek, yirmi yedi-yirmi sekiz yaşlarında, saçı biraz dökülmüş, şişman denecek kadar toplu, çirkin, kısa boylu biriydi.  </p>
<p>Bu kişiye parası için yüz vermiş olabileceğini düşündüm. Daha sonra<br />
öğrendim ki, bu genç adamın parasal gücü yok; başka bir<br />
üniversitenin psikolojik danışmanlık bölümünde doktora öğrencisi olarak okula devam ediyor ve ileride akademisyen olarak kariyer<br />
yapıp profesör olmak istiyor.</p>
<p>Acaba benim güzel öğrencim bu adamda ne bulmuştu? Bir hafta sonra ders çıkışı koridorda öğrencimin yanına yaklaştım ve Sally<br />
adıyla anacağım öğrencimle aramızda şöyle bir konuşma geçti:</p>
<p>&#8216;Sally, nişanlınla nasıl tanıştığınızı merak ediyorum?<br />
&#8216;Bir kilise faaliyetinde aynı komitede çalıştık; o zaman tanıdım kendisini&#8217;, &#8216;Nesi seni etkiledi; hangi özelliklerini sevdin?<br />
Sally, bir Amerikalı olarak bu soruyu hiç beklemiyordu. Amerikan<br />
kültüründe, bu tür sorular kişinin mahremiyetine tecavüz olarak<br />
kabul edildiğinden pek sorulmaz. Amerikan kültürüne göre ben o anda Sally&#8217;nin mahremiyetine &#8216;burnumu sokuyordum.&#8217;<br />
Şaşkınlığı geçince çok içten, gözlerinin içi gülerek, &#8216;O şahane bir insan;<br />
o benim kahramanım! Ben ondan çok şeyler öğrendim&#8217;<br />
dedi.</p>
<p>O anda ilk hissettiğim şey kıskançlık duygusu oldu. Güzel bir kadının<br />
erkeğine, &#8216;Sen benim kahramanımsın&#8217; duygusu içinde<br />
bakmasının erkeğe verilmiş en büyük hediye olduğunu hissettim ve anladım. Bu hediyeyi, hayatım boyunca hiç almadığımı biliyordum<br />
ve o kişiyi kıskandım.  </p>
<p>&#8216;Nasıl yani?&#8217; dedim.<br />
&#8216;Frank bir yetimhanede büyümüş. Yetim olmanın ne demek olduğunu bildiği için, üniversite öğrencisi olunca, yetimhaneden iki çocuğa<br />
ağabeylik yapma kararı almış. Haftada on saatini onlara ayırıyor; onlarla buluşup oynuyor, kitap okuyor, onları müzeye götürüyor.<br />
Onların iyi gelişmesi için elinden geleni yapıyor. Biri ameliyat oldu,<br />
hastanede yatıyor ve Frank şimdi akşamları hastanede<br />
kalıyor, geceleri ona bakıyor.&#8217; </p>
<p>Yüzüme tokat yemiş gibi oldum. Utandım. Kendime kızdım. Ben güya en yüksek eğitim düzeyine gelmiş biriydim ve karşımdakini hala<br />
dış görünüşe göre yargılıyor ve onu &#8216;ayı&#8217; olarak görüyordum. İçimdeki<br />
pislikten utandım. Bir süre sonra Sally&#8217;nin içinde yetiştiği<br />
aile ortamını merak etmeye başladım. Şöyle bir mantık yürüttüm: o adama baktığım zaman ben neden, &#8216;Armudun iyisini ayılar yer&#8217;<br />
diye düşündüm? Çünkü ben, içinde yetiştiğim ortamda sık, sık bu benzetmeyi duyarak büyümüştüm. İçinde yetiştiğim ortam beni nasıl<br />
etkilemişse, Sally&#8217;nin içinde yetiştiği ortam da onu öyle etkilemiş<br />
olmalıydı.</p>
<p>Birkaç hafta sonra Sally&#8217;e, ailesinin nerede oturduğunu sordum. Los<br />
Angeles&#8217;in üç yüz elli km kuzeyindeki bir kasabada<br />
oturuyorlarmış. Onun ailesiyle tanışmak istediğimi, bunu mümkün olup<br />
olamayacağını sordum. &#8216;Kendilerine bir sorayım, eminim<br />
sizinle tanışmak isteyeceklerdir,&#8217; dedi ve iki gün sonra, &#8216;Ailemle<br />
konuştum; sizinle tanışmaktan mutlu olacaklarını söylediler,&#8217;<br />
dedi. </p>
<p>Dört-beş hafta sonra San Francisco&#8217;ya gidecektim, Sally&#8217;nin ailesinin<br />
yaşadığı kasaba yolumun üstündeydi, onlara<br />
uğrayabilir, onlarla tanıştıktan sonra yoluma devam edebilirdim.<br />
Bu planımı Sally&#8217;e söylediğimde Sally, &#8216;O gün ben de aileme gidecektim; isterseniz beraber gidebiliriz,&#8217; dedi. Ailesine haber<br />
verdi. Onlar da sabah kahvaltısına gelmemizi söylemişler. Long Beach&#8217;ten sabahın altısında yola çıktık ve dokuz buçuk civarında<br />
Sally&#8217;nin ağabeyi Brian&#8217;ın evine vardık. </p>
<p>Sally&#8217;nin babası George orada buluşmamızı uygun görmüş. Çok güleryüzlü bir aileydi. Brian&#8217;ın, en ufağı dört yaş civarında dört çocuğu vardı. Ziyaret ettiğim bu güler yüzlü sıcak ailede, iki olay gerçekten dikkatimi çekti. Bunlardan ilki, Sally&#8217;nin babası George&#8217;un<br />
torunlarıyla konuşurken onların göz hizalarına inmesiydi. </p>
<p>Bunu o kadar doğal yapıyordu ki, artık farkına varılmadan yapılan bir<br />
davranış olduğu belliydi. Sally&#8217;ye, babasının torunlarıyla hep böyle mi<br />
konuştuğunu sordum. &#8216;Evet&#8217; yanıtını alınca, kendisi<br />
çocukken de babasının, onunla göz hizasına inerek mi konuştuğunu sordum.</p>
<p>&#8216;Evet, biz böyle biliyoruz. Ağabeyim Brian da<br />
çocuklarıyla böyle konuşur; ben de kendi çocuklarımla böyle konuşacağım. Biz böyle biliyoruz&#8217;, dedi. </p>
<p>Tüylerim diken diken oldu.<br />
Ben üniversite öğretim üyesiydim ve insan psikolojisi benim uzmanlık<br />
alanımdı ama üç çocuğumdan hiçbiriyle göz hizasına inerek<br />
konuştuğumu hatırlamıyordum. Kendime kızdım; sonra kendime kızmaktan da vazgeçtim, beni yetiştirenlere kızdım. Sonra onlara<br />
kızmaktan da vazgeçtim ve bütün nesilleri yetiştiren kültür ortamına<br />
kızdım. Daha sonra kimseye kızmayacağımı anlayarak, oradaki<br />
öğrenme fırsatından yararlanmaya karar verdim. </p>
<p>Torunlarının önünde diz çökerek konuşan dede George&#8217;a &#8216;Beyefendi, çocukların göz hizasına inerek konuşuyorsunuz!&#8217; dedim. Bana biraz şaşkınlıkla gülümseyerek, &#8216;Tabii, onlar küçük insanlar!&#8217; yanıtını verdi. Öyle bir bakışı vardı ki, bu bakış sanki &#8216;Bu kadar doğal bir şey ki, herhalde bunu herkes yapıyordur; sen yapmıyor musun?&#8217; diyordu.</p>
<p>O bakışa karşı bütün yaptığım, mahcup bir gülümseme oldu.<br />
Bu güler yüzlü sıcak ailede dikkatimi çeken ikinci olay, Sally&#8217;nin ağabeyi Brian&#8217;ın davranışı oldu. Brian, Pasifik ülkeleriyle<br />
ticaret yapan, oldukça varlıklı biriydi. Evlerinin büyüklüğünden, yüzme<br />
havuzundan, çiftliklerinden, arabalarının türünden ailenin<br />
zenginliği belli oluyordu. </p>
<p>Kahvaltıdan sonra saat on bir dolaylarındatelefon çaldı ve Brian bir süre telefonla konuştu. Ofisten arıyorlarmış, Koreli bir işadamı Los Anegeles&#8217;ta imiş, kendisiyle görüşmek için helikopterle saat 14&#8242;te gelmek istiyormuş. Başkabir randevusu olduğunu söyleyerek bu teklifi reddetmiş olan Brian, bizedurumu şöyle açıkladı: </p>
<p>&#8216;Dört çocuğum var ve her hafta biriyle dört saat baş başa geçiririm. Bugün dört yaşındaki kızım Mary&#8217;lerandevum var. Çocuklar çok çabuk büyüyorlar, eğer dikkat etmezsen, bir bakıyorsun, büyümüşler ve onlarla beraber zaman geçirme olanağı kaybolmuş.</p>
<p>Brian&#8217;ın yaşam vizyonunu sormadım, ama davranışından nelere öncelik verdiği belli oluyordu. Brian için çocukları şüphesiz en az<br />
işi kadar önemliydi. Brian&#8217;ın yaşamında bununla ilgili bir pişmanlık<br />
duygusu, bir &#8216;keşke&#8217; olmayacak.</p>
<p>Sally&#8217;e sordum: &#8216;Baban seninle randevulaşır mıydı?&#8217;<br />
&#8216;Evet&#8217;, dedi, &#8216;yalnız benimle değil, her çocuğuyla sırasıyla baş başa zaman geçirirdi. Ve ilave etti, &#8216;Biz böyle gördük, böyle<br />
biliyoruz. Benim çocuğumun da babası böyle yapacak!&#8217;. </p>
<p>Gülümseyerek,<br />
&#8216;Nereden biliyorsun?&#8217; diye sordum.<br />
&#8216;Biz Frank&#8217;le konuştuk&#8217; diye cevap verdi. Yine içim cız etti. Daha doğmadan çocuğun gelişme ortamıyla ilgili bir bilinç oluşmuştu.</p>
<p>Kendi çocuklarıma içim yandı. Evlenmeden önceki bilincimi, kafamın<br />
karmaşıklığını, evlendiğim kıza ettiğim eziyetleri ve ondan da<br />
acısı, kendi yavrularıma çektirdiğim acıları düşündüm. Biraz daha düşününce kendimin de acı çektiğini anladım ve bu sefer kendi<br />
çocukluğuma içim yandı. Daha sonra babamın, anamın çocukluğuna içim yandı.</p>
<p>Ve son durak olarak ülkemin tüm çocuklarına içim yandı.  </p>
<p>Yine kimseye kızamayacağımı anlayınca, &#8216;bundan sonra ne yapabilirimle ilgili düşünmeye karar verdim. İşte değerli okurum; yazdığım kitaplar, verdiğim seminerler, hazırladığım televizyon programları, &#8216;Ne yapabilirim?&#8217; sorusuna verdiğim yanıtların öğeleridir.</p>
<p>Sally&#8217;nin içinde yetiştiği ortamı görmüş ve anlamış biri olarak onun<br />
davranışlarına şimdi daha iyi anlam verebiliyorum. Sally,<br />
içinde yetiştiği ailede, var oluşun beş boyutunu da doya, doya<br />
yaşayabilmişti. </p>
<p>Çocuğun hizasına inerek onunla göz göze konuştuğunuz zaman çocuk, &#8216;Sen varsın, sen doğalsın, sen değerlisin, sen güçlüsün ve sen sevilmeye layıksın&#8217;, mesajı alır ve çocuğun CAN&#8217;ı beslenir.</p>
<p>Çocuğuyla randevusuna sadık kalan baba, &#8216;Seninle zaman geçirmek istiyorum, seni özledim&#8217;, mesajını güçlü olarak verir. Çocuk bu<br />
mesajı zihinsel olarak değil, sezgisel olarak alır ve aldığı bu sezgisel<br />
mesajlar sayesinde çocuğun hamuru, &#8216;Ben sevilmeye layık<br />
biriyim!&#8217; diye yoğrulur.</p>
<p>Bir ana babanın çocuklarına verebileceği en büyük miras, var oluşun beş boyutunda beslenmiş ve buna inanmış güçlü bir CAN&#8217;dır.</p>
<p>NOT:</p>
<p>-Bu yazıyı bana mail ile ileten dostuma teşekkür ederim&#8230;<br />
-Yazı kardeş sitemiz olan<br />
<a href="http://www.hasansabrikayaoglu.com/?&#038;Bid=169872 ">http://www.hasansabrikayaoglu.com/?&#038;Bid=169872 </a>      &#8216;den<br />
Alıntıdır.</strong></p>
<br /><g:plusone size="" href="http%3A%2F%2Fwww.dedegi.com%2F2009%2F08%2F01%2Fpsikolojik-yargilama%2F"></g:plusone>


		<!-- Added by WP-DragToShare-eXtended Plugin -->
		<script type="text/javascript">
			dtsv.dtse_post_1871_permalink = 'http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/';
			dtsv.dtse_post_1871_title = 'PSİKOLOJİK YARGILAMA';
		</script>
		<!-- End of WP-DragToShare-eXtended Plugin --><div class="fblike" style="height:auto; height:25px; overflow:hidden;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.dedegi.com%2F2009%2F08%2F01%2Fpsikolojik-yargilama%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allow Transparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;"></iframe></div><p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.dedegi.com%2F2009%2F08%2F01%2Fpsikolojik-yargilama%2F&amp;title=PS%C4%B0KOLOJ%C4%B0K%20YARGILAMA" id="wpa2a_2">Paylaş-Share</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dedegi.com/2009/08/01/psikolojik-yargilama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

