admin on Haziran 8th, 2010

 

“Arkadaşlık kimi en uzun süredir tanıdığınla ilgili değil, aslında kimin yanına gelip seni hiç terk etmediğiyle ilgili bir şeydir.”

“Friendship is not about whom you know  the longest, in fact, it is something related with who comes up beside, and never abandoned you .”

 

 

 

 

 

 

****************************************

Başka Laf’a Gerek Var mı~Any Need of Other Word?

NOT~NOTE: E. Balamir, Bana Görseli e-posta ile ileten arkadaşıma teşekkürler.~Couertsy to my friend who sent the Image to me via e-mail…

Tags: , , ,

 

Temel 20 senedir Almanya’da yaşıyormuş. Bir gün göçmen bürosuna gidip
Almanya’dan kesin dönüş yapacağını söylemiş. Göçmen bürosundaki Almanlar Temel’i tanıyorlar, seviyorlar. 
 Sormuşlar; ‘Niye dönüyorsun?’  
Temel ‘homoseksüeller yüzünden’ demiş.  
Bürodakiler şaşırmış; ‘Seni rahatsız filan ediyorlarsa hemen bir şikâyette bulun, gereğini yaparız. Buradan bu yüzden ayrılmana değmez demişler’.  

Temel ‘Beni rahatsız etmiyorlar’ demiş. 
Bürodakiler yine şaşırmış; ‘Peki neden gidiyorsun?’ 
 
Temel cevaplamış: ‘Burada 20 yıl önce homoseksüellik yasaktı,10 yıl önce
serbest oldu, 5 yıl önce de evlenmelerine izin verildi. Homoseksüellik MECBUR olmadan dönmek istiyorum.

 

Not-Note: R.Akgün ,

Fıkrayı bana mail ile gönderen arkadaşım, teşekkürlerimle~Couertsy to my friend who sent the Joke to me via e-mail…

Tags: , , , , ,

Aşağıdaki Grafikde Yer Alan Türkçe Kelimelerin İngilizce Tercümelerini Okuyun Lütfen.

Read The English Translations of the Turkish Words Written Inside The Graphic Please.

Grafik İçeriğiyle İlgili Yorum Yapınız Lütfen.

Make a comment about the texts inside the Graphics Please.

 

Not-Note: R.Akgün ,

Grafiği bana mail ile gönderen arkadaşım, teşekkürlerimle~Couertsy to my friend who sent the Graphics to me via e-mail…

Tags: , , , ,

admin on Mayıs 22nd, 2010

 Üç zengin yahudi kardeş annelerine doğum gününde birer hediye almaya karar vemişler..

Hediyelerini yolladıktan sonra aralarında sohbet etmeye başlamışlar.
Birincisi demiş ki;
- Ben anneme kocaman bir ev aldım.
İkincisi;
-Ben bir limuzin aldım ve bir de şöför tutum.
Üçüncüsü;
 - Benim hediyem hepinizinkinden güzel. Annemin Tevratı okumayı ne
kadar sevdiğini ve gözleri iyi görmediği için artık eskisi gibi
okuyamadığını biliyorsunuz. Ona bütün Tevratı ezbere bilen büyük bir papağan gönderdim.
Onu eğitmek için 12 Haham 12 yıl boyunca uğraşmış. Tevratı
ezberletmişler. Bu papağan için havraya 20 yıl boyunca 1 milyon dolar
bağışlayacağım ama buna değer. Annem sadece bölümün adını söyleyecek
ve papağan ona ezbere okuyacak.

Öbür kardeşler biz niye bunu düşünemedik diye hayıflanmışlar ve
kıskanmışlarsa da bir şey dememişler.

Kısa bir süre sonra anneleri üçüne de birer teşekkür mektubu yazmış.
Birinciye;
‘Abraham, bu ev bana çok büyük gelıyor. Tek bir odası yetiyor ama
 hepsini temizlemek zorunda kalıyorum.’

 İkinciye;
‘Mişon, yolculuk etmek için çok yaşlıyım, arabayı hiç kullanmiyorum ve
 şöför çok kaba.’
 
Üçüncüye;
 ’Solomoncuğum, annesini mutlu etmeyi bilen tek evladım sensin.
 Herşeyin büyük maddi hediyeler olmadığını gösterdin. Gönderdiğin tavuk çok lezzetliydi. Teşekkür ederim!…’

Not-Note: E.Balamir ,

Fıkrayı bana mail ile gönderen arkadaşım, teşekkürlerimle~Couertsy to my friend who sent the joke to me via e-mail…

 

Tags: , ,

admin on Mayıs 22nd, 2010

     

Trabzonlu Temel Ağa’nın sevgili torunu Eda’ya verilen ödev ile başı derttedir…

Eskisehir’e göç eden arkadaşı Niyazi’ye başına gelenleri yazar:

 ’ Niyazicugum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam,

geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da aglay. Zaten dertlerini hep baga açar.

Dedi ki; -’Habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin ögretmen beni dövecek.’

Dedum ki; ‘Aglama usagum, bunun içun ögretmen adam dövmez.Simdi oni çözeruk.’

Ne mümkün Niyazi kardasum: Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy.

Otobos iki yerde onbeser dakka istirahat vermis.Tiren da bi yerde durmis, 20 dakka su almis. Otobos saatte 60 kilometro gidiymis. Tiren 5 saat sonra gidecegi yere varmis.

Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmis. Ograstum yapamadum. Usak aglay.

Derken bubasi geldi.O da çözemedi. Diyrum oga ki, ‘ damat, senun tanidugun tahsilli bi otobos sofori var ise oga soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben usagi soforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur.

‘Ha, biz bi yandan da usaga tireni tarif ediyruk. Tiren görmemis ki… Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum’dan Sivas’a gittiydum.

Neysa kardasum, o gece çok kizdum. Diyeceksun ki niye?

Usak daha incir agacindan duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy;efendum, yumurtanun fabrikada yapilduguni sanay.

Biz gelduk araba yaristiriyruk. Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eger varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun inecegi zamani..

Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Usakcuklarda sarki yok,türki yok, oyun yok; dayamis matamatigu. Ayuptur… ‘

Tags: , ,

admin on Mayıs 22nd, 2010

  

Çobanın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına 
bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Prada ayakkabılar giyen, 
Ray-Ban gözlüklü ve Stefano Ricci kravatlı bir sürücü, aşağıya inip, 
çobana sormuş.

” Kaç tane koyunun olduğunu bilirsem, bana onlardan bir tanesini verir 
misin? ”

Çoban, bir adama bir de koyunlarına bakmış; ” Tamam ” diye cevap vermiş. 
Genç adam arabasını park etmiş. Telefonunu bilgisayarına bağlayıp, bir 
NASA sitesine girmiş, GPS’ini kullanarak yeri taramış, bir database ve 
logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir 
rapor basmış. Ardından, çobana dönerek; 
 
“Tam 983 adet koyunun var” demiş. 
 
Çoban da “Doğru” diye cevap vermiş, “Koyununu alabilirsin”. Genç adam 
koyunu almış ve jeep’inin arkasına koymuş. Bu kez çoban genç adama dönüp; 
 
“Peki… Senin nerede ve ne iş yaptığını bilirsem, koyunumu geri verir 
misin?” diye sormuş. Adam da “Evet neden olmasın” diye yanıtlamış. Bunun 
üzerine çoban; 
 
“Sen IMF’de uzmansın” demiş. 
 
Adam hayretle sormuş; “Nasıl oldu da bildin?” Çoban “Çok basit” diye cevap 
vermiş. “Buraya çağrılmadan geldin, bu bir. İkincisi benim bildiğim bir 
şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsüne gelince, 
yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın! “

Tags: , , ,

   

Pek çoğumuz kişisel ve mahrem verilerimizi güvende tutmak için özel bir çaba harcıyoruz. Böyle düşünülürse siber suçlular için hayatı zorlaştırdığımız öne sürülebilir, ama işin aslı hiç de öyle görünmüyor. İngiliz Hükümeti ve Microsoft tarafından desteklenen Get Safe Online kampanyası ( www.getsafeonline.org ) tarafından açıklanan rapora göre online suçlarda büyük paralar dönüyor. Araştırmaya göre ortalama ve bir İngiliz internet kullanıcısı bir siber suçlu için 21 bin 650 dolar kadar para edebiliyor. Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer veriyse oldukça can alıcı: Banka bilgileri ve kredi kartı gibi detayları içeren “kimlik kitleri” 120 dolar gibi küçük bir fiyata alıcı bulabiliyor.

Bilgisayarınızda bir güvenlik duvarı, anti virüs ve anti spyware yazılımları yüklü olsa bile yüzde 100 güvende değilsiniz. Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy gibi devlet başkanlarının bile suça…

Source~Kaynak: PC Net

Tags: , , , , ,

  

Adamın biri sokağa daha adımını atar atmaz boş bir taksi bulmayı başarmış.

Taksiye bindiğinde şoför, “mükemmel zamanlama, aynı Frank gibisin” demiş.

Yolcu “kim ?” diye sormuş.

Şoför; “. O her şeyi tam zamanında yapan bir adamdı.
Senin sokağa çıkar çıkmaz taksi buluvermen gibi şeyleri Frank Feldman
her seferinde başarırdı.”

Yolcu, “Bazen herkesin başının üzerinde şans bulutları dolaşır”.

Şoför;  “Hayır, Frank Feldman’ın durumu o değil. O her açıdan süper
bir adamdı. Katılsaydı teniste ‘grand-slam’i kazanırdı. Golf
profesyoneliydi. Bir opera baritonu gibi şarkı söyler, bir Broadway
sanatçısı gibi dans ederdi. Piyano çalışını duymalıydın. Muhteşem bir
adamdı.”

Yolcu; “Kulağa gerçekten özel biriymiş gibi geliyor.”

Şoför; ” Dahası var… Hafızası bilgisayar gibiydi. Herkesin doğum
gününü hatırlardı. Şarap hakkında her şeyi, onunla ne ısmarlayacağını,
hangi etin gittiğini bilirdi. Her şeyi tamir edebilirdi. Benim gibi
değil.  Ben bir sigorta değiştirmeye kalksam bütün sokağın elektriği
gider…”

Yolcu; “Vay be, önemli biri yani !”

Şoför; ” Frank her zaman en hızlı seyredilecek yolu bilir,
tıkanıklıklara takılmaz. Benim gibi değil. Ben her zaman trafikte
takılırım. Frank hayatında tek bir hata yapmamıştır. Kadınlara nasıl
davranılması gerektiğini, bir kadına kendisini iyi hissettirmeyi
bilir. Kadın haksız bile olsa, bir kere bile cevap vermezdi. Giyimine
de her zaman özen gösterirdi, ayakkabıları hep parlardı. Mükemmel bir
insandı, tek bir hata bile yapmamıştır. Hiç kimse onunla
karşılaştırılamaz.”

Yolcu, “Muhteşem birine benziyor. Nasıl tanıştın onunla ?”

Şoför; “Frank’la aslında hiç tanışmadım. O öldü, ben onun kahrolası
dul karısıyla evlendim!!!”

Not-Note: E.Balamir ,

Fıkrayı bana mail ile gönderen arkadaşım, teşekkürlerimle~Couertsy to my friend who sent the joke to me via e-mail…

Tags: , , , ,

admin on Nisan 25th, 2010

                                                                                                                                              

Hidayet ölünce cennetin kapısında kuyruğa girer. Hemen önünde bekleyen adam pederdir. Kapıda bir melek beklemektedir.
         Melek pedere sorar:
Hiç günahın var mı peder?
     Peder; Aziz melek ben rahiptim. Tüm hayatım boyunca hep tanrıma dua ettim.
Karıma ve çocuklarıma sadik kaldım. İnsanlara ve hayvanlara hep
yardim ettim
     Melek ; Çok iyi, bunları biliyorduk zaten. Al sana cennetin gümüş anahtarı der.
Ve sonra Hidayet’e döner. Senin hiç günahın var mı?
     Hidayet; Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara iyilik yapardım. Tanrıya dua
etmedim açıkçası, inancım da zayıftı ve bir günahım vardı. Çok
sert ve hızlı otobüs kullanırdım
    Melek; Hidayet’e döner ve bunu da biliyoruz. Çok iyi al sana cennetin
altın anahtarı, der..
Peder bu olaya çok sinirlenir:
Ben hayatımı tanrıya adadım siz de gidip bu adamı cennette benden üstün
tutuyorsunuz, bu haksızlık değil mi ?!!
    Melek; gülerek:
Koçum sen vaaz verirken  herkes uyuyordu ama Hidayet otobüs kullanırken
herkes dua ediyordu…

Not-Note: O.Kiper ,

Fıkrayı bana mail ile gönderen arkadaşım, teşekkürlerimle~Couertsy to my friend who sent the joke to me via e-mail…

Tags: , ,

  

Bir Fıkra

For English See Below

Evli bir adam,elinde tasmasını tuttuğu bir koyunla yatak odasına girer ve eşine;”Tatlım, işte başın ağrıdığında kendisiyle aşk yaptığım sığır bu“.

Yatakta uzanmış olan eşi,okuduğu kitaptan başını kaldırarak; ” Eğer bu kadar salak olmasaydır,onun bir sığır değil,koyun olduğunu anlardın“.

Adam cevap verir; ” Eğer sen de bu kadar haddini bilmez küstah bir orospu olmasaydın, seninle değil,bu koyunla konuşmakta olduğumu anlardın“.

A Joke

A married guy walks into the bedroom with a sheep on a leash and says, “Honey, this is the cow I make love to when you have a headache.”
 
The wife, lying in the bed reading a book, looks up and says, “If you weren’t such an idiot, you’d know that’s a sheep, not a cow.”
 
The guy replies, “If you weren’t such a presumptuous bitch, you’d realize I was talking to the sheep.”

Not-Note: E.Balamir ,

Fıkrayı bana mail ile gönderen arkadaşım, teşekkürlerimle~Couertsy to my friend who sent the joke to me via e-mail…

Tags: , , , ,

My Location